Kurtuluş Mücadelesinin Ortasında Bir Milletin Umudu: TBMM’nin KuruluşuBirinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf Devletleri’nin baskısı altında parçalanma sürecine girmişti. 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti fiilen sona ermiş, Anadolu'nun dört bir yanı işgal edilmeye başlanmıştı. İstanbul, İngilizler tarafından 16 Mart 1920’de resmen işgal edilmiş, Meclis-i Mebusan kapatılmış ve milletin iradesi susturulmak istenmişti.Mustafa Kemal Paşa ise 19 Mayıs 1919'da Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlatmış, halkın direnişini örgütleyerek yeni bir devletin temellerini atmak üzere harekete geçmişti. Amasya Genelgesi’nde "milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" denilerek, egemenliğin artık saraydan millete geçeceğinin işareti verilmişti. Bu süreci Erzurum ve Sivas Kongreleri takip etti. Artık ortada halk iradesine dayalı, milletin kaderini yine milletin belirleyeceği bir anlayış gelişiyordu.Bu anlayışın somut adımı ise 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da atıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), işgal altındaki Osmanlı yönetimine karşı bağımsızlık isteyen milletin temsilcileriyle toplandı. İlk Meclis, farklı düşüncelerden oluşan bir halk meclisiydi: askerler, din adamları, çiftçiler, öğretmenler ve memurlar aynı çatı altında bir araya geldi. Ortak payda ise “bağımsızlık”tı.TBMM, sadece bir yasama organı olarak değil, aynı zamanda yeni devletin fiili yürütme gücü olarak da hareket etti. İstiklal Savaşı bu meclis tarafından yönetildi, Mustafa Kemal Paşa başkomutan seçildi, düzenli ordu kuruldu ve ülke savunması meclis iradesiyle yapıldı.Ulusal Egemenliğin Bayramı: 23 Nisan23 Nisan 1920, halkın kendi kaderine sahip çıktığı, egemenliğin saraydan millete geçtiği tarih olarak kabul edilir. Bu nedenle, Atatürk bu anlamlı günü sadece bir devlet töreni değil, aynı zamanda bir bayram olarak kutlanmasını istedi.1921 yılında 23 Nisan, “Milli Bayram” olarak kabul edildi. Ancak bu bayramın eşsiz bir yönü vardı: Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan’ı yalnızca egemenlik günü olarak değil, aynı zamanda çocuklara armağan edilen bir bayram haline getirdi. Çünkü Atatürk’e göre çocuklar, yeni kurulan Cumhuriyet’in teminatı, geleceğin mimarlarıydı. Bu anlayışla 1929 yılında 23 Nisan, "Çocuk Bayramı" olarak da kutlanmaya başlandı. 1981 yılında ise resmî adı "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" oldu.Dünyada Eşi Benzeri Olmayan Bir Bayram23 Nisan, dünyada çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram olma özelliğini taşır. Her yıl Türkiye’nin dört bir yanında coşkuyla kutlanır. Aynı zamanda farklı ülkelerden gelen çocuklar, Türkiye’deki kutlamalara katılır ve barış içinde bir dünyanın mümkün olduğunu temsil eder. Bu, Atatürk’ün evrensel barış vizyonunun da bir yansımasıdır.Okullarda yapılan törenler, şiirler, şarkılar, gösteriler, çocukların sembolik olarak devlet yönetimine katıldığı temsili görev devri etkinlikleri, 23 Nisan’ı daha da anlamlı kılar.Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması, sadece bir meclisin değil, bir halkın ayağa kalkmasının sembolüdür. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu dünyaya ilan eden bu tarih, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı, millet iradesinin hâkim kılındığı bir dönüm noktasıdır. 23 Nisan’ın çocuklara ithaf edilmesi ise Atatürk’ün ileri görüşlülüğünün, eğitime ve geleceğe verdiği önemin en güzel örneğidir.Her 23 Nisan’da, hem geçmişin kahramanlarına saygı sunulur, hem de geleceğin sahipleri olan çocuklara güven ve umut aşılanır. Çünkü bu topraklarda bağımsızlık, sadece bir ideal değil; halkın bizzat yazdığı bir destandır.
GÜNCEL
Yayınlanma: 23 Nisan 2025 - 22:34
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Kuruluşu ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Kurtuluş Mücadelesinin Ortasında Bir Milletin Umudu: TBMM’nin Kuruluşu
GÜNCEL
23 Nisan 2025 - 22:34





