Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde askerlik sistemi hakında ortaya çıkan çarpıcı gerçekler, tarihin tozlu sayfalarındaki adaletsizliği bir kez daha gündeme taşıdı. Diyanet islam ansiklopedisi kaynaklarına dayanan bilgilere göre, "Türk hariç herkes muaf" dedirten o meşhur liste, vatan savunmasının sadece Anadolu köylüsünün omuzlarına nasıl yıkıldığını kanıtlıyor. Özellikle medreselerin askere gitmemek isteyenler için birer sığınak haline gelmesi, dönemin en büyük toplumsal meselelerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Osmanlı'da Askerlikten Muafiyet ve Medrese Gerçeği
Osmanlı'da ilmiye sınıfına mensup olanlar ve medrese öğrencileri (talebe-i ulûm), toplumun eğitimli kesimini korumak amacıyla askerlikten muaf tutulmuştu. Ancak bu hak, savaşların arttığı 19. yüzyılda büyük bir istismar kapısına dönüştü. İstanbulda o dönemde tam 25.000 medrese öğrencisi bulunuyordu. Sadece Trabzon’un Of ilçesinde 75 medrese açılmıştı.Askere Gitmemek İçin Eğitimi 16 Yıla Çıkardılar
Askerlik görevini yerine getirmemek için bulunan yöntemler bugün bile şaşkınlık yaratıyor. Normalde 8 yıl sürmesi gereken medrese eğtmi süresi, sırf askerlik çağını atlatmak için kasten 16 yıla kadar çıkarılıyordu. Anadolu'daki pek çok medresenin hızla çoğalmasının temel nedeni, gençlerin cepheye gitmekten kurtulma çabasıydı. Buna karşılık, büyük illerdeki idadi ve liselerde okuyan vatansever gençler ise okul sıralarını bırakıp en ön saflarda savaşıyordu.Liste Uzadıkça Uzadı: Kimler Muaf Sayıldı?
Vatan savunmasından muaf tutulan kesim sadece öğrencilerle sınırlı değildi. Devletin "muafiyet" listesi o kadar uzundu ki, Anadolu Türk nüfusunun neden tükendiği bu tabloyla daha net anlaşılıyor. Kadılardan müderrislere, hatta saray hizmetlilerine kadar binlerce kişi üniforma giymekten kurtuluyordu.Muaf Olan Meslekler ve Saray Görevlileri:
Kadılar, müderrisler, imamlar ve müezzinler.Tekke şeyhleri ve din görevlileri.Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa'da görev yapanlar.Mızıka-ı hümayün mensupları.Devlet memurları ve padişah hizmetinde 14 yılını dolduranlar.Hekim, baytar ve eczcı gibi meslek mensupları (Bunlar askerliklerini subay olarak meslekleriyle yapıyordu).Osmanlı'da Bedelli Askerlik: 50 Altın Veren Kurtuluyordu
Osmanlı döneminde bedelli askerlik sistemi sadece gayrimüslimlere has bir durum değildi. 1846 yılında yürürlüğe giren nizamnameye göre, zengin müslüman vatandaşlar da bedel ödeyerek askerlikten muaf olabiliyordu. "Bedel-i Nakdi" sistemiyle 50 altın veren bir kişi askere gitmekten kurtuluyordu. Eğer kişi tekrar çağrılırsa, evine yakın bir birlikle 5 ay eğitim alıp yeniden 50 altın ödeyerek muafiyetini tazeleyebiliyordu.Gayrimüslimlere Taksit Müslümanlara Peşin Ödeme
Bedelli sistemindeki adaletsizlik sadece sınıfsal değil, aynı zamanda tebaa arasındaydı. Haziran 1856'da yürürlüğe giren vergide; gayrimüslimler 65 altın vererek tam 60 yıl boyunca askerlikten muaf sayılabiliyordu. Üstelik müslümanlar bu bedeli peşin ödemek zorundayken, gayrimüslimlere taksit imkanı tanınıyordu. Bu durum, imparatorluğun askeri yükünün tamamen dar gelirli Türk halkının üzerine binmesine neden oldu.Anadolu'nun Yükü ve "Türk Hariç Herkes Muaf" Algısı
Tarihsel veriler incelendiğinde, saray hizmeti, memuriyet veya medrese kaydı gibi bir "torpili" olmayan tek kesimin Anadolu'daki Türk köylüsü olduğu görülüyor. Anadolu Türk köylüsünün sırtındaydı vatan savunmasının asıl yükü. İdadilerde ve modern okullarda okuyan gençler cephelerde şehit düşerken, diğer kesimlerin muafiyet listeleriyle korunması demografik bir çöküşü de beraberinde getirdi. Osmanlı'nın son dönemindeki bu sistem, Anadolu'nun ekonomik ve sosyal olarak neden bu kadar yıprandığının en açık kanıtıdır.