Geç Kalmış Bir Karar
25 Mayıs Gazetesi Sahibi Fahri ÇİFTÇİ

Geç Kalmış Bir Karar

HDP’li vekillerin ifadeye polis zoruyla götürülmesi ve akabinde hapse atılması geç bile kalmış bir karardır.

Cumhuriyet hükümetleri içerisinde Ak Parti kadar doğu bölgemize önem ve değer veren bir parti herhalde bu güne kadar iktidara gelmemiştir.

Ak Parti iktidara geldiği günden ta ki Temmuz 2015 yılına kadar, PKK ve onun destekçilerine ülkemizin her türlü imkânları seferber edilmiş para ve yatırım muslukları doğu bölgemize akmaya başlamıştı.

Elindeki silahı bir türlü bırakmayan bu satılmışlar ülkemize kan kusturdular ve silah zoruyla aldıkları oylar sayesinde meclise 80 vekille dahi gelmeyi başardılar. Hepimiz zannettik ki iyi bunlar artık terörle kandille aralarına mesafe korlar dağdan inerler, ülkemizde iç barış sağlanır diye umduk fakat nerde o günler. Yuların ucu başkalarında olduktan sonra zor bir iş zaten.

Benim halkımın vergileriyle ve demokratik yollarla kandan beslenerek geldikleri parlamentomuzda ne elleri ne ağızları hiç boş durmadı, ülkemize ve hükümetimize her türlü hakareti yaptılar. 

Bu satılmışlar bir türlü PKK terör örgütüdür diye bir söylemde bulunmadılar ve benim emniyet mensuplarımı şehit eden bu örgüte çanak tutup cenazelerinde boy gösterdiler. 

Köpek ve kedi gibi hayvanlara ekmek verdiğin zaman onlar ekmek veren kim olursa olsun ona bir sevgi ve hoşgörü gösterir.  Ülkemizi ve iktidarı yıkmak için ülkemizin düşmanı kim varsa onunla beraber hareket edip her türlü kahpeliği yaptılar.

Çözüm süreci belki samimiyetle başlamış bir eylemdi denenmesi gereken ve akan kanın durması için yapılması gereken bir strateji idi ama bu satılmışlar onu da kendi lehlerine çevirmenin ve ülkemizi nasıl yaparda parçalarız planları içerisinde oldular. O zaman ki siyasi irade silahları bırakın, teslim olun ve bizde sizleri af edelim diye her türlü fedakârlığı gösterdi ama nafile. Onlar istedi ki devlet silahı bıraksın askeri polisi bölgelerinden çeksin diye beklediler, fakat koskoca bir devlet herhalde bu kadar ahmakça bir davranış içinde olamazdı.  

Recep Tayyip Erdoğan ne demişti çözüm süreci başladığı zamanlarda "Biz çözüm için her yola başvururuz. Baldıran zehrini içmekse, biz o baldıran zehrini içeriz, yeter ki bu ülkeye huzur gelsin" dedi. Ülke-mizde kan akmasın diye her yolu deneyen Erdoğan baktı ki olmuyor artık silahlar konuşmaya başladı ve polisimize her türlü yetki terör konusunda verildi. Artık polise askere vur yetkisi verildi çok şükür.

Devlet Bahçeli Faktörü

MHP Genel başkanı Bahçeli hiçbir zaman çözüm sürecinin ve ona destek verenlerin yanında olmadı. Hep karşı çıktı zaten MHP’nin politikası bellidir olamazdı. Olası bir MHP kongresinde Bahçeli artık gitti gitmek üzereyken imdadına Tayyip Erdoğan yetişti ve bir şekilde MHP kongresi olmadı Bahçeli de partinin başında kaldı. Zaten ne olduysa bundan sonra oldu ve akabinde yaşanan darbe girişimi muhalefetle Erdoğan’ı daha da yaklaştırdı. Her zaman birinci değil ikinci adam rolünde olması gereken Bahçeli yine liderliğini göstermiş “Mesele vatansa gerisi teferruattır” diyerek hükümetin yanında olmuş ve halkımız arasında değerini ve oylarını katlamıştır. 

MHP’nin izlediği politikayı ben ve benim gibi düşünen birçok köşe yazarı ve halk her zaman eleştirmiş ve artık bu partide bir kan değişiminin olması gerektiğini söylemişizdir. Her ne hikmetse MHP lideri 180 derece bir dönüşle iktidara yakın söylemleri ve destekleri ile Milliyetçi Muhafazakar kesimin hissiyatına tercüman olmaya başalmıştır. 

Bugünlerde Devlet Bahçeliyi sevenlerin ve takdir edenlerin sayısı gittikçe artmaktadır. 

Kemal Kılıçdaroğlu Faktörü

CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu ise 15 Temmuz darbesi sonrası Cumhurbaşkanının davetine icabet ederek ve yeni kapıdaki mitinge katılarak oda üzerine düşen görevi yapmış “Mesele vatansa gerisi teferruattır” demiştir. Fakat bu günlerde iktidarla olan münasebetleri yine gerilmiştir. Ne diyor Kılıçdaroğlu; “Seçimle gelen seçimle gitmeli” tamam bende katılıyorum doğru bir söz. Ama işin içinde yediği ekmeğe nankörlük edip benden aldığı vergilerle PKK’ya hizmet eden, onların cenazelerinde boy gösteren, PKK’lıların mezarına devletimizin resmi makam aracıyla giden ve bunun gibi daha bilmediğimiz bir sürü eylemlere katılan PKK ile arasına mesafe koymaktan aciz PKK bir terör örgütüdür diyemeyen bir parti ve bir milletvekiline Atatürk’ün kurduğu bir parti lideri nasıl sahiplenir bunu da anlamakta güçlük çekiyorum.

Çözüm sürecinde mecliste birlik olamadınız, anayasa hazırlamada birlik olamadınız, PKK ile mücadele de birlik olamadınız bu ülkenin hali ne olacak.

Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet sloganına sahip çıkalım bu sadece bir partinin değil hepimizin ilke ve prensibi olmalıdır. Bu slogana küfreden, içine sinmeyen, kabullenmeyenlerin bu coğrafyada yeri olmasın el birliği ile coğrafyamızı vatanımızı iç ve dış leş kargalarından koruyalım.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Subaşı Ailesinin Acı Günü
Subaşı Ailesinin Acı Günü
Geçen Hafta Kaybettiklerimiz
Geçen Hafta Kaybettiklerimiz