Çocuklarımız ve Yaz Kur’an Kursları
25 Mayıs Gazetesi Sahibi Fahri ÇİFTÇİ

Çocuklarımız ve Yaz Kur’an Kursları

17 Haziran günü çocuklarımız yorucu bir eğitim-öğretim sezonunun ardından üç ay gibi uzunca bir tatile girdiler. Karneleri iyi olanlar tatili fazlasıyla hak ettiler, karnesinde zayıf olanlar da bu tatili fırsat bilip kendi hatalarını düzeltmelidirler. Şunu iyi bilmemiz lazım gelir, her çocuk illaki okuyacak ve mutlaka devlet kapısında bir iş alacak diye bir kural ve kaide yoktur. 

Bazı çocuklarımız sanatkâr bazıları meslek sahibi ve çeşitli sektörlerde kendi becerilerini sergileyeceklerdir. Çocuklarımıza asla sen tembelsin ve sen bir işe yaramazsın gibi ağır kelimeler kullanmamaya özen gösterelim. Fakat şuda bir gerçek ki artık göç veren bir ilçe olduğumuz için sanayide ve diğer meslek dallarında olsun kalifiye eleman bulmak çok zor.

Okulların yaz tatiline girmesiyle aileler çocuklarını hem eğlendirecek hem de yararlı bilgileri elde edebilecekleri yaz kursları aramaya başladı. Bazı aileler, yaz tatilinde çocukların sosyal aktivitelerini güçlendirmek için düzenlenen yaz kurslarına gönderirken, bazıları ise çocuklarını hem dinî bilgileri öğrenip hem de tatbik etmeleri için camilerde ve çeşitli dini eğitim veren kurumlarda açılan yaz Kur’an kurslarına göndermeyi tercih ediyor. 

20 Haziranda dün başlayan yaz Kur’an Kurslarına sabahın erken saatlerinden itibaren ellerine elifba cüzlerini ve kitabımız Kur’an-ı Kerimi alan çocuklar, büyük bir neşe içerisinde camilerin yolunu tutacaklar. Dersin başlama saatinden bir hayli zaman önce camiye gelen çocuklar, cami avlularında istedikleri gibi oynarken, kurs bitiminde de cami etrafından ayrılmak istemiyor olmaları gerekmektedir. 

Eski zamanlarda olduğu gibi hocanın sopasından korkup hocaya gitmeme gibi bir korkusu olmayan çocuklar artık neşeli ve tüm hocalarımızın ilgi çeken davranışları ve yaptıkları hizmetlerle yavrularımızı camilere iyice ısıtmışlardır. 

Bura da din görevlisi arkadaşlarımıza düşen görev çocukları ne yapayımda camiye çekeyim diye kendi kendilerine muhasebe yapmalarıdır. Hepimiz küçük yaşlarda geçtiği bu evrelerden çocuklarımızın da geçmesi lazım. 

Değerli okurlarımız zaman gelip geçiyor biz belirli bir yaşa geldikten sonra anlıyoruz olayın vahametini.“Ağaç Yaş İken Eğilir, Demir tavında Dövülür” atasözlerimizden hareketle yavrularımızı bu eğitimden geri koymamalıyız. Onları hele de bu devirde ve bu zamanda kendi hallerine bırakmayalım. Çocuk eğitimi başlı başına bir sanattır. 

“Ne Ekersen Onu Biçersin” sözü de kulaklarımıza küpe olmalıdır. 

Çocuklarımızı başıboş bırakmamalı ve bu dini eğitimi muhakkak onlara aldırmalıyız. 

Çocuk eğitimi ailede başlayıp okulda, yaz kurslarında ve çeşitli kurumlarda devam eden bir sistemdir. 

Ana eğitimin verildiği yer ailedir. Aile eğitimi her şeyin başıdır. Ülkemizde bir kısım gençliğimizin şuan ki yaşadığı sıkıntılar eğitim olarak ailede başlamaktadır. 

Çocuklarımız için bir de arkadaş ortamları çok önemlidir. 

“Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim” bu atasözümüzde arkadaş ortamları için çocuklarımıza ve gençlerimize hitaben söylenmiş sözlerdir. 

Çocuk başıboş bırakıldığı zaman hem kendisine, hem ailesine ve de topluma sıkıntı demektir. 

Geleceğimizin teminatı olan yavrularımızın muhakkak dini eğitimi almaları gerektiğini düşünmekteyim. 

Günümüz şartlarında her türlü tehlikenin kol gezdiği bir çağda yaşamaktayız. 

Çocuklarımızı eskisine nazaran daha sıkı takip etmeli onları kötü ortamlardan uzak tutmalıyız.

Veliler olarak üç ay gibi uzun bir tatil dönemini iyi değerlendirmeli çocuklarımızı kendi başına bırakmamalıyız.

Evlatlarımıza vereceğimiz bu eğitimle hem dünya, hem ahretimizi kazanmış olacağımızı bildirir, bu vesile ile de herkese vatana millete hayırlı bir evlat yetiştirmeyi yüce Allah’tan temenni ederim.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Subaşı Ailesinin Acı Günü
Subaşı Ailesinin Acı Günü
Geçen Hafta Kaybettiklerimiz
Geçen Hafta Kaybettiklerimiz